Özet:
Vakıf kültür varlıkları, tarihi, kültürel ve sanatsal açıdan büyük öneme sahip olup, bu varlıkların
korunması, toplumsal belleğin sürdürülebilirliği açısından kritik bir rol oynamaktadır. Türkiye’de, bu
tür kültürel mirasların korunması ve yaşatılması, genellikle Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM)
tarafından yürütülen bir süreçtir. VGM, vakıf kültür varlıklarının restorasyonu ve onarımı konusunda
bir dizi yasal düzenlemeye dayalı işlemler gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda, söz konusu işlemlerin
etkin bir şekilde uygulanabilmesi hem hukuki çerçevenin hem de pratik süreçlerin doğru bir şekilde
belirlenmesine bağlıdır. Bu çalışma, Türkiye’de son yıllarda kültürel mirasın korunması bağlamında
popülerlik kazanan restore et-işlet devret modeli uygulamalarına ve bu modelin yasal çerçevesini
oluşturan 2008 tarihli "Vakıf Kültür Varlıklarının Restorasyon veya Onarım Karşılığı Kiraya
Verilmesi İşlemlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" üzerine odaklanmaktadır. Çalışmanın
amacı, restore et-işlet devret modelinin etkinliğini incelemek ve bu modele yönelik mevcut
yönetmeliğin sunduğu düzenlemeleri ele almaktır. Yönetmelik, vakıf kültür varlıklarının restorasyonu
ve onarımı karşılığında kiraya verilmesi sürecini belirleyen yasal çerçeveyi sunmakta olup, bu sürecin
nasıl işlemesi gerektiğine dair önemli düzenlemeler içermektedir. Araştırmada, yönetmelikte yer alan
temel maddeler özetlenmiş ve bu maddeler, anlaşılır bir şekilde tablolar hâlinde sunulmuştur. Tablo
aracılığıyla, yönetmelikteki önemli düzenlemeler görsel olarak özetlenmiş ve uygulama sürecindeki
potansiyel zorluklar belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları, restore et-işlet devret modelinin vakıf kültür
varlıklarının korunmasında önemli bir araç olmasına rağmen, mevcut yönetmeliğin bazı eksikliklere
ve uygulama sorunlarına yol açabileceğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma, restore et
işlet devret modelinin kültürel mirasın korunmasında daha etkin kullanılabilmesi için 2008 tarihli
yönetmelikte bazı iyileştirmelere gidilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır. Bu bulgular, gelecekteki
uygulamalar ve yönetmelik reformları için önemli bir rehber sunmaktadır.