Lütfi Oğuzcan; asker, Kuva-yı Milliyeci, yazar, şair, tarihçi ve gazeteci olarak
tanımlanan bir kişidir. Küçük yaşta babasını kaybetmiş ve yetim kalmıştır. Bu yetim
kalma durumu, hayatının seyrinde büyük bir etki yaratacak olaylara neden olmuştur.
Henüz on beş yaşında iken yaşını iki yıl büyütüp Birinci Dünya Savaşı için orduya
katılmak üzere İstanbul’a gönderilmiştir. İstanbul’da aldığı askerî eğitimden sonra
asteğmen olarak burada görev almıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ordunun
terhis edilmesi üzerine 1918’de memleketi Tarsus’a dönmüştür. Burada kısa bir süre
subay olarak görev yapmıştır. 1920’de askerlik mesleğini bırakarak Kuva-yı
Milliye’ye katılmıştır. 1920’de düzenli orduya katılmak için Konya’ya geçmiştir.
Düzenli ordu içerisinde Millî Mücadele’nin bütün savaşlarına katılmıştır. Millî
Mücadele’nin zaferle sonuçlanmasından sonra Eskişehir, Adana ve Mersin’de kâtiplik
ve benzeri devlet memurluklarında bulunmuştur. Birinci Dünya Savaşı ve Millî
Mücadele yıllarında yaşadığı ve gördüğü bütün olayları aktarmak üzere birçok gazete
ve dergide yazılar yazmıştır. Bunların yanında konuları tarihe dayanan roman, şiir ve
hikâyeler kaleme almıştır. Daha sonra bu eserlerini yayımlamak üzere kendi gayret ve
imkânlarıyla Her Yönde Türk’e Doğru dergisi, Türkedoğru gazetesi, Akdeniz gazetesi
ve Kuvayi Milliye dergisini çıkartmıştır. Bu basın araçlarıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin
kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Türk gençliğine tanıtmayı ve Millî
Mücadele’yi sonraki nesillere aktarmayı amaçlamıştır. Oldukça uzun sayılar çıkan bu
gazete ve dergiler, birer tarihî kaynak olma özelliği kazanmışlardır. Lütfi Oğuzcan
gazileri bir araya toplayıp haklarını savunabilmek ve seslerini duyurabilmek için
Kuva-yı Milliye Mücahit ve Gazileri Cemiyetini kurarak bu cemiyetin başkanlığını da
yapmıştır. Aynı zamanda Komünizm, Atatürkçülük, vatan sevgisi, iman meselesi gibi
konulardaki düşünceleriyle de Türk düşünce dünyasına hizmet etmiştir. Son yıllarında
Adana ve Mersin’de belediye başkan yardımcılığı görevini üstlenmiştir. Yaptıklarıyla
her anlamda memleketine ve tarihe hizmet etmiş bir kişidir.
Lütfi Oğuzcan is a person who is defined as a soldier, Kuva-yı Milliye member, writer,
poet, historian and journalist. He lost his father at a young age and became an orphan.
This situation of being an orphan caused events that would have a great impact on the
course of his life. When he was only fifteen years old, he was sent to Istanbul to join
the army for World War I by becoming two years older. After the military training he
received in Istanbul, he served there as a second lieutenant. After the army was
discharged after World War I, he returned to his hometown Tarsus in 1918. He served
as an officer here for a short time. In 1920, he left the military profession and joined
Kuva-yı Milliye. In 1920, he moved to Konya to join the regular army. He participated
in all the battles of the National Struggle within the regular army. After the victory of
the National Struggle, he worked as a clerk and similar civil servants in Eskişehir,
Adana and Mersin. He wrote articles in many newspapers and magazines to convey
all the events he experienced and saw during the First World War and the National
Struggle. In addition, he wrote novels, poems and stories based on history. Later, in
order to publish these works, he published the Her Yönde Türk’e Doğru magazine,
Türkedoğru newspaper, Akdeniz newspaper and Kuvayi Milliye magazine with his
own efforts and means. With these press tools, he aimed to introduce the founder of
the Republic of Turkey, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, to the Turkish youth and to pass
on the National Struggle to the next generations. These newspapers and magazines,
which were published in quite long numbers, gained the feature of being a historical
source. Lütfi Oğuzcan founded the Kuva-yı Milliye Mujahideen and Veterans
Association in order to gather the veterans together, defend their rights and make their
voices heard, and he also served the Turkish intellectual world with his thoughts on
subjects such as communism, Kemalism, love of the country and the issue of faith. In
his last years, he served as the deputy mayor of Adana and Mersin. He is a person who
has served his country and history in every sense with his actions.